Atığın İhtimalleri: Biçim ve Süreç

Çevrimiçi Proje

Seçki ve proje yönetimi:

Yonca Keremoğlu & Rana Kelleci

Görsel kimlik:

Leyla Kefeli

Sanatçılar:

Abdulvahap Uzunbay, Ali Kanal, Aslı Smith, Berna Dolmacı, Uluç Ali Kılıç ve Pınar Akkurt

 

Kale Grubu‘nun hayata geçirdiği Kale Tasarım ve Sanat Merkezi, pandemi ile birlikte daha da görünür hale gelen atık üretimimizi sorunsallaştıran “Atığın İhtimalleri: Biçim ve Süreç” adlı çevrimiçi sergi ve yayın projesini www.kaletasarimsanatmerkezi.org adresinde süresiz olarak erişime açtı. Altı sanatçının altı yapıtının dahil olduğu projede sanatçıların atölyelerinden videolar ve yazılı röportajlar da yer alıyor.

Screen Shot 2021-11-06 at 13.34.58
Screen Shot 2021-11-06 at 13.36.08
Screen Shot 2021-11-06 at 13.36.30
Screen Shot 2021-11-06 at 13.37.09
Screen Shot 2021-11-06 at 13.35.35

İçinde bulunduğumuz jeolojik dönem bilim insanları tarafından Antroposen olarak adlandırılıyor. Bu adlandırma, türümüzün faaliyetlerinin yeryüzündeki etkisini bu çağın belirleyici özelliği olarak ele alıyor.  Kimi bilim insanları Antroposen çağının başlangıcını ilk tarım uygulamalarına, kimileri sömürgecilik dönemine, sanayi devrimine veya 1950 sonrası döneme dayandırıyor.  Bu konuda bir fikir birliği olmasa da insan türünün tarihi boyunca artan, yoğunlaşan nüfusu ve faaliyet çeşitliliğinin gezegenin işleyişine etki edebilecek denli büyük bir çevresel güce dönüştüğü gerçeği konusunda hemfikirler. Böylece Antroposen tanımı insanlığı, jeolojik bir fail olduğu, gelinen durumda bir payı, bir sorumluluğu olduğu bilinci ile yüzleştiriyor. Bu gerçek, içinde bulunduğumuz katastrofun boyutlarını algılamak ve potansiyel çözümler üretmeye girişebilmek için kullanışlı bir araç gibi görünüyor. Kolektif ve bireysel seviyelerde soruna nasıl katılıyoruz? Bu koşulları yaratan değerler nelerdir? Sorunun bir parçası isek, nasıl çözümün de bir parçası oluruz? 

Pandemi ile birlikte türümüzün yeryüzündeki tahribatı, özellikle atık üretiminin boyutları, belki ilk defa geniş kitlelerin de farkındalık alanına sızmış oldu. Böyle bir dönemin yarattığı aciliyet duygusuyla “Atığın İhtimalleri: Biçim ve Süreç” dünya ile kurduğumuz ilişkide bu sorumluluk bilincinin nasıl potansiyeller barındırabileceğini araştırıyor. Bu çevrimiçi sergi ve yayın projesinde yer alan altı sanatçı atığı sanatsal ifade için bir çıkış noktası, araç ve materyal olarak kullanarak atık kavramını boyutlandırıyor, genişletiyor ve yeni sorulara zemin hazırlıyorlar. 

Artakalan, faydasız, kullanılamaz halde, istenmeyen hatta görmeye bile tahammül edilemeyen gibi çağrışımlar taşıyan atık kavramı son yüzyılın üretim-tüketim anlayışına dair kilit ipuçları taşıyor. Sanayi devriminden köklenen, birincil değerin ekonomik fayda olduğu, tüm diğer süreçler ve etkilerin arzulanan bu hedef için feda edilebildiği, sonuç odaklı, al-kullan-at alışkanlığının hakim olduğu, bugün lineer ekonomi olarak kavramsallaştırılan bir anlayış bu. Bu anlayışla ilişkili olarak ortaya çıkan, içinde bulunduğumuz bu ekolojik kriz insanlığı yeni anlayışlar geliştirmeye zorluyor. Bu anlamda geliştirilen kavramlardan biri olan döngüsel ekonomi, döngüsellik kavramını tüm ekonomik ve sosyal faaliyetlerin temeline oturtuyor. Bu sistemin azalt-yeniden kullan-geri dönüştür şeklinde yeniden kurguladığı formülde bir malzemenin atık haline gelmeden tekrar üretim ve tüketim döngüsüne katılabilmesi merkezi önem arz ediyor. 

Döngüsel ekonomi ile ilişkili ve son yıllarda öne çıkan bir eğilim olarak ileri dönüşüm atıkların daha yüksek bir değere kavuşturularak değerlendirilmesi anlamına geliyor.  Daha çok tasarım pratiklerinde karşımıza çıkan bu yaklaşımın izini sanatta, 20. yüzyıl başlarından, Dada gibi avangard sanat akımlarından Arte Povera’ya, çağdaş sanata uzanan süreçte sürmek mümkün: Tarihi geçmiş gazete küpürlerinden yapılan kolajlar, üç boyutlu malzemelerle yapılan asamblajlar ve buluntu objelerden oluşan brikolajlar… Taşıdıkları toplumsal gösterge değerleri, estetik, sembolik ve kişisel değerler ile birer sanat malzemesine, ifade ve eleştiri aracına dönüşen ve burada kapsamını genişleterek ele aldığımız atık ve atık kavramının bugünün sanatında, özellikle ekoloji temelli çalışmalarda, sayısız yeni olasılıklara kapı araladığını söyleyebiliriz. 

Bu çerçevede atık ve atık kavramının olanaklarıyla ilgilenen altı sanatçının altı yapıtının yer aldığı bu seçki iki ana hat üzerinden ilerliyor: Biçim ve süreç. 

Biçim altında toplanan çalışmalar, içinde bulunduğumuz ekolojik krizin ve bununla bağlantılı olarak atık probleminin günlük rutinlerde, kent yaşamında ve küresel ölçekte nasıl biçimler aldığını takip ediyor, bir anlamda sorunu tanımlama ve sorunun dilini deşifre etmeye yönelik eleştirel bir izlek açıyorlar.

Abdulvahap Uzunbay’ın “Kağıt Tuğlalar” adlı yapıtında marketlerden atılan seri üretim gıdaların kolileri ve türlü karton yığınları çeşitli süreçlerden geçerek birer tuğlaya dönüştürülüyor. Yapıldıkları malzemenin ‘düşük’ değeri, hafifliği ve nihayetinde işlevsizliğiyle bu kağıttan tuğlalar, devamlı ilerleme ve gelişme ideallerini cisimleştiren modern kentlerin yapı taşları olarak ironik bir değer taşıyorlar. Uzunbay’ın çalışması artan kentleşme ile ekolojik kriz arasındaki ilişkiye dair sorgulama alanları açarken, yeni parçalarla yeni bir bütünü hayal etmek için de bir çıkış noktası oluşturuyor.

Uluç Ali Kılıç “Işık Rafinerisi” adlı yapıtında İngiltere’deki bir petrol rafinerisinin uydudan çekilmiş görüntüsünü pet şişe atıklarıyla yapılmış bir vitraya dönüştürüyor. Çalışma, bir pencere olarak tasarlanan bu vitray ve üzerine projeksiyon cihazı ile yansıtılan bir videodan oluşuyor. Dini mimaride kullanılan vitray öğesinin ışık oyunlarıyla insanı derinden etkileyebilen, ikna edebilen gücü burada petro-kimya ürünlerinin çağımızı ve yeryüzünü tanımlayabilecek denli yaygın hale geldiği gerçeğini aktarmak için kullanılıyor. Hammaddesi bu gibi rafinerilerden elde edilen pet şişelerle oluşturulmuş bu uydu görüntüsü, Kılıç’ın da belirttiği gibi aslında çağımızın bir peyzajı. 

Pınar Akkurt’un bu sergi fikri ile ilişkili olarak ürettiği, halihazırda üç nesneden oluşan ve süreç içinde geliştirerek devam ettirmeyi planladığı “Hipernesne Araştırmaları” adlı serisi çevre filozofu Timothy Morton’un insanın idrakinin dışında kalan kavramları ifade etmek için ortaya attığı hipernesne kavramını araştırıyor. Bu kavram küresel ısınma, ekolojik kriz gibi uzama ve zamana yayılan, boyutunu ve kapsamını tam olarak algılayamadığımız fenomenleri tanımlıyor. Akkurt’un çevresinden topladığı, biriktirdiği gündelik ambalaj atıklarından  meydana getirdiği seri, küresel ölçekteki atık problemimiz üzerine devam eden bir görsel araştırma olarak okunabilir. Aslında bir nesneden çok bir durumu tanımlayan hipernesne kavramını gündelik atıklar üzerinden düşünen bu üç boyutlu eskizler, günlük rutinlerimizdeki bu nesnelerin küresel ölçekte varabileceği boyutları tahayyül etmemiz için bir zemin oluşturuyor.

Seçkinin ikinci ana hattını oluşturan Süreç, sürecin kendisini ön plana alan üç yapıtı bir araya getiriyor. Bu yapıtlarda sürecin izlerini okuyabildiğimiz gibi, yapıtın kendisini bir süreç olarak değerlendirebiliyoruz. Sonuç odaklı bir yaklaşımın karşısında konumlanan bu performatif yaklaşım kişisel deneyimi ve rastlantısallığı önceliyor. 

Berna Dolmacı sergiye yanıt olarak ürettiği “İnziva” adlı yapıtını, büyümüş olduğu Eski Foça’da küçükken keşfettiği sahillerden birinde belli periyotlarla konaklayarak gerçekleştiriyor. Boyalarını ve fırçasını bulunduğu sahile ait olan bitki, kurumuş yaprak, çiçek, mıcır, çalı, toprak gibi malzemeleri kullanarak, mutfağındaki organik atıkları kesip, kurutarak yapıyor. Bu malzemelerle belli bir doygunluğa ulaştırdığı bir beze sığınak formu vererek çalışmasını tamamlıyor ve onu bulunduğu arazide bir sonraki sürecine bırakıyor. “Doğada atık yok, dönüşüm var” diyen sanatçının doğaya içkin olan dönüşüm, döngüsellik ve devamlılığın kutlandığı bu performatif çalışmasına kısa bir metin eşlik ediyor.

Aslı Smith bu sergiye özel olarak ürettiği “Solar 02” adlı yapıtında mutfağındaki yiyecek artıklarından ürettiği boyalar ile boyadığı kağıtlardan soyut bir resim dokuyor. Bu emek yoğun ve meditatif sürecin sonunda ortaya çıkan çalışma sanatçının güneşle ve dünyayla kurduğu içsel bağdan izler taşıyor, ev içi gündelik rutinlerimizi ve bedensel döngülerimizi küresel ve gezegensel döngülerle birlikte ele alıyor.

Ali Kanal’ın bu sergi için ürettiği “Alamet-i Sümer” adlı yapıtı, İzmir’deki Sümerbank fabrikasının yıkıntıları ve çevresindeki mahallede geçirdiği süreçte şekilleniyor. Sanatçının bir bez üzerine fabrika duvarından aldığı iz ve alandan topladığı nesneleri bir araya getirerek oluşturduğu yapıt, üretim sürecini kayıt altına alan bir video çalışmasını da kapsıyor. Kanal çalışmasında bu viran yapı için kendi deyimiyle “tinsel bir koruyucu” oluşturmayı amaçlıyor. Artık kullanılmayan, pek çok kent sakini için hiçbir anlamı olmayan bu fabrika binasının yıkıntılarını ve taşıdığı hafızayı kentin zaman içindeki değişiminden artakalanlar olarak değerlendirmek mümkün. Sanatçının üretim sürecini takip edebildiğimiz video çalışması, verilen işlevini yitirmiş olanın yeni anlamlar yaratmak için sunabileceği zenginliğe dair de bir içgörü sunuyor.

“Atığın İhtimalleri: Biçim ve Süreç”, Kale Grubu tarafından başlatılan “İyi Bak Dünyana” hareketi altında, her yerden erişilebilir çevrimiçi bir sergi ve arşiv niteliğinde bir yayın olarak tasarlandı. Burada dördü sergiye yanıt olarak yeni üretilmiş olan altı yapıtın fotoğrafik belgeleri ve sanatçılarla gerçekleştirilen kısa röportajlar ile atığın Türkiye’deki güncel sanat üretiminde nasıl ele alındığıyla ilgili mütevazi bir kaynak sunuluyor. Video röportaj-atölye ziyareti ve yazılı röportaj formatında gerçekleştirilen bu sohbetlerde sanatçılar hem burada yer alan yapıtlarının arka planına ve atığı güncel sanat içerisinde bir form, materyal ve fikir olarak dönüştürmek üzerine hem de dünya ile ilişkimizin sürdürülebilir bir zemine oturmasında sanat ve tasarımın nasıl bir rol oynayabileceği üzerine görüşlerini aktarıyorlar. Ayrıca bu röportajlar aracılığıyla sanatçıların bu konuda okudukları, takip ettikleri, yaratıcı süreçlerine bir şekilde etkisi olmuş ve konuyla daha yakından ilgilenenleri farklı patikalara yönlendirebilecek kaynaklardan oluşan ufak bir kaynakça da oluşmuş oldu.

Önümüzdeki dönemin belirleyici konularından biri olarak gördüğümüz atık, döngü ve dönüşüm kavramları üzerine şekillenen “Atığın İhtimalleri: Biçim ve Süreç”  www.kaletasarimsanatmerkezi.org adresinde süresiz olarak erişime açık olacak.